memleketin dört bir yanında

İleride İskoç yazar Ali Smith hakkında daha fazla yazacağım. Geçen sene bir yazımda kullandığım alıntıyla başlayayım. Alıntı sanırım Türkçede henüz yayımlanmamış Autumn [Sonbahar] isimli kitaptan. Çeviri benim. Mesele ise, Brexit sonrası Birleşik Krallık’ı anlatıyor görünse de aslında hepimizin… En çok da bizim memleketin.

Memleketin dört bir yanında mutsuzluk ve neşe kol geziyordu. (…) Memleketin dört bir yanında, insanlar yanlış bir şey yaşandığını hissetti. Memleketin dört bir yanında insanlar doğru bir şey yaşandığını hissetti. Memleketin dört bir yanında insanlar tümden kaybettiklerini düşündü. Memleketin dört bir yanında insanlar tümden kazandıklarını düşündü. Memleketin dört bir yanında insanlar kendilerinin doğruyu diğerlerinin yanlışı yaptıklarını düşündü. Memleketin dört bir yanında insanlar Google’a ‘AB nedir’ diye sordu. Memleketin dört bir yanında insanlar Google’da ‘İskoçya’ya taşınma’yı aradı. Memleketin dört bir yanında insanlar, Google’a ‘İrlanda pasaport başvurusu’ diye yazdı. Memleketin dört bir yanında insanlar birbirine küfretti. Memleketin dört bir yanında insanlar kendini güvensiz hissetti. Memleketin dört bir yanında insanlar katıla katıla güldü. Memleketin dört bir yanında insanlar meşru kılındıklarını fark etti. Memleketin dört bir yanında insanlar birini kaybetmiş gibi üzüldü ve şoka girdi. Memleketin dört bir yanında insanlar kendilerini erdemli gördü. Memleketin dört bir yanında insanların midesi bulandı. Memleketin dört bir yanında insanlar tarihin yükünü omuzlarında buldu. Memleketin dört bir yanında insanlar tarihin hiçbir anlama gelmediğini düşündü. Memleketin dört bir yanında insanlar kendilerinin hiçbir anlamı yokmuş gibi hissetti. Memleketin dört bir yanında insanlar umutlarını memlekete iliştirdi. Memleketin dört bir yanında, insanlar yağmurun altında bayrak salladı. Memleketin dört bir yanında insanlar duvarlara gamalı haç çizdi. Memleketin dört bir yanında insanlar başka insanları tehdit etti. Memleketin dört bir yanında insanlar başka insanlardan gitmelerini talep etti. Memleketin dört bir yanında medya delirmişti. Memleketin dört bir yanında siyasetçiler yalan söyledi. Memleketin dört bir yanında siyasetçiler etkisiz hale geldi. Memleketin dört bir yanında siyasetçiler kayıplara karıştı. Memleketin dört bir yanında verilen sözler kayıplara karıştı. Memleketin dört bir yanında paralar kayıplara karıştı. Memleketin dört bir yanında esas iş gören sosyal medyaydı. Memleketin dört bir yanında işler giderek sevimsizleşti. Memleketin dört bir yanında kimse bunlardan bahsetmedi. Memleketin dört bir yanında kimse başka şeylerden bahsetmedi. Memleketin dört bir yanında ırkçı öfke genelleşti. Memleketin dört bir yanında insanlar esasında göçmenlere karşı olmadıklarını söyledi. Memleketin dört bir yanında insanlar esas meselenin kontrol olduğunu dile getirdi. Memleketin dört bir yanında her şey bir gecede değişti. Memleketin dört bir yanında zenginler ve yoksulların durumu hiç değişmedi. Memleketin dört bir yanında insanların çok az bir yüzdesi çoğunluğun sırtından geçinmeye devam etti. Memleketin dört bir yanında para bitti para bitti para bitti.”

Ali Smith / Autumn

Fotoğraf: Beeld Felicity McCabe

araflar arasında bir bağlantı

Neil Gaiman, Shehan Karunatilaka okumuş mudur acaba? Booker ödüllü Seven Moons of Maali Almeida’yı [Maali Almeida’nın Yedi Ay Dönümü] okurken, aklıma sık sık Gaiman’ın kitapları düşüyor. En başta da Neverwhere [Yokyer]. Kitabın daha ilk sayfasına müteveffa olarak başlayan Maali Almeida’nın macerası bir tür arafta geçiyor. Savaşların, çatışmaların ve ülkesi Sri Lanka’da yaşanan bilimum sertliğin fotoğrafçısı Maali Almeida, kendini “ölmüş” ve arafta, “ışığa ulaşmak” için sırasını beklerken buluyor. Ama ışığa doğru gitmek yerine kim olduğunu bilmediği katillerinin peşine düşüyor.

Karunatilaka’nın Gaiman’la benzerliği, kurguladığı arafta… Türlü ruhlar, ifritler, iyiler, kötüler, ilginç ve biraz da grafik ayrıntılarla dolu bir ara bölge, bir tür yok ülke. Ama Karunatilaka’nın Gaiman’la ayrıldığı ve bence kendine edebiyatta özgün bir yol açtığı nokta da yine aynı araf. Fantastik edebiyatta bu tip “coğrafyalar”, yaşadığımız, bildiğimiz dünyaya bir miktar benzese de genellikle güncel dışı, zamansız meseleler üzerinden işlenir. Karunatilaka’nın arafında, dünyanın tüm günahları kol geziyor. Savaşlar, terör, işkence, siyasi cinayetler, ne ararsan… Sri Lanka bize çok uzak ama beyaz Torosların, PKK’nın, Hrant Dink’in katlinin işlendiği bir fantastik roman canlandırın kafanızda. Seven Moons of Maali Almeida işte o kitap. Üstelik iyi yazılmış bir kitap.

Gaiman’ın Karunatilaka’yı okuyup okumadığını bilmiyorum. Ama Karunatilaka, tahmin ettiğim üzere, Gaiman’dan pek etkilenmiş. Özellikle de (benim okumadığım) Sandman serisinden… “Bu kitabın harcında Sandman de var” demiş.

“Harç” listesinde ayrıca şunlar da var… Bir yandan çok güzel bir okuma listesi olduğu için buraya da alıyorum. (Bu listeden Saunders’ın Arafta’sını öncelikle okumak istiyorum, fırsat bulduğumda)

  • Margaret Atwood’dan Antilop ve Flurya
  • David Mitchell’dan Bulut Atlası
  • Edward Packard’dan Deadwood City ve diğer “maceranı seç” kitapları
  • George Saunders’tan Arafta (Bu da Booker’lı bir kitap, okumadım ama doğrudan bir paralellik var sanırım)
  • Cormac McCharthy’den Blood Meridian
  • Kurt Vonnegutt’tan Galapagos
  • Douglas Adams’dan Otostopçunun Galaksi Rehberi
  • Bernardino Evaristo’dan Kız, Kadın, Öteki
  • Salman Rüşdi’den Geceyarısı Çocukları

kar kış romanlarının kare ası

Yaz geldiğinde hem tatil hem de kitap listesi yapma aşkımız depreşiyor. Bana kalırsa, kışın daha çok okuyoruz. Bu işin yazı kışı olmaz ya, bu yeni blogun şerefine, kendi okuduklarım arasından bir kış kitapları kare ası yapayım. Ay Sarayı henüz okunuyor mu bilemiyorum ama siz de katılırsanız, bunu ufaktan ufaktan bir listeye de çeviririz. 

Kar – Orhan Pamuk

Şimdi düşünüyorum da, kışı seven bir yazar Orhan Pamuk. Benim Adım Kırmızı, karlı buzlu bir İstanbul’da geçiyordu. Kara Kitap’ta bitimsiz soğuk rüzgârlar eser. Kafamda Bir Tuhaflık zaten bir bozacının romanı. Ama kış dendi mi Kar bambaşkadır. Bir romancılık formülü olarak, “bir şehre bir yabancı gelir”in mükemmel örneğidir Kar. Karanlık cinayetler işlenirken Kars’ın karlı sokaklarını arşınlayan şair Ka… Mırıl mırıl bir kış tekerlemesi…

Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu – Italo Calvino

En güzel kitap isimleri listesi yapsak, bu kitap ona da girebilir. Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu içinde pek öyle kar kış olmayan bir okuma serüvenidir. İlginçtir, belki yazılmış olmaktan çok okunmuş olmayla ilgilidir. Yıllar önce okuduğumda “bu ne yahu” dediğimi hatırlıyorum. Yine okusam yine “bu ne yahu” derim muhakkak. Dedirtir Calvino. Kar yağmayan bir kitabı, sırf isminin sonsuz esininden böyle listelere de seçtirir. (Calvino’nun Marcovaldo’sunun içinde çok karlı, enfes bir bölüm vardır, buz gibi soğuklar için müracat oraya). 

Şato – Franz Kafka 

Orhan Pamuk’un şair Ka’sının Kars’a varışı elbette bir tesadüf değildir; Pamuk’un Kar’ıyla Kafka’nın Şato’su iç içe geçmiş, aynı melankoliden ve meteorolojiden beslenmiş iki farklı kar kristalidir. Ama tabii edebiyatta birçok olaydan ve isimden önce (bu arada bence Dava’dan ve Dönüşüm’den de önce) Şato gelir. Kafka’nın kadastro memuru K.’sı bu romanda neden karlara saplanır; neden zihnine yığılmış karları bir türlü küreyemez, neden şatoya ulaşamaz? Ve bence kitabın en temel sorusu: İki insan neden birbirini bir türlü mükemmelen anlayamaz? Bitmemiş roman Şato, bu bitmemişliğiyle de çok büyük bir roman. Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu’ya yaptığımız gibi, “en esin veren romanlar” listesi yapsak adını başlara yazacağımız roman. Bir yandan da evet, kış romanı…

The Yiddish Policemen’s Union – Michael Chabon 

Chabon’un bu kitabı bildiğim kadarıyla Türkçe’de yok. Nedenini de bilmiyorum, halbuki çok ilginç bir kitap. Bir alternatif evren kitabı. Bu evrende bildiğimizden farklı bir tarih ve tahayyülü alt üst eden bir coğrafya var. Chabon’un kurgusunda İkinci Dünya Savaşı’nda Alaska’da geçici olarak kurulan Yahudi yerleşimi, kalıcı hale geliyor. Bu alternatif evren, en azından coğrafi açıdan zamanında ABD’de Slattery Raporu adı altında ciddi olarak düşünülmüş ama hayata geçmemiş. Bunlar işin tarihi ayrıntıları. Bu liste açısından bilmemiz gereken ise romandaki alkolik cinayet masası dedektifi Meyer Landsman’ın üzerine sürekli kar yağması. The Yiddish Policemen’s Union, Ortadoğu’yu Alaska’ya taşıyan, bembeyaz bir roman.


Bu yazıyı sevdiysen, şunlar da ilgini çekebilir:

shehan karunatilaka: sıcakta bir kova buzlu su gibi

Britanyalıların hem romancılıklarına hem seyyahlıklarına sık yansıttıkları bir mizah anlayışı var. Uzaklardan bir yerden bakıp kıs kıs güler gibiler. Öyle ki kitaba dalıp gitmiş okur, yazarın minik ölçülü kahkahalarını satır aralarında duyabilir. Bir yankı gibi azalan, uzaklaşan, bazen ürperten gülüşler… 

Sırasıyla: Bu mizaha alıştım, kanıksadım ve bıktım. 

Ama…

Britanyalıların bu bıktıran mizahı, üçüncü dünya ülkesi yazarlarında hep görkemli duruyor. Sözgelimi Britanya’nın yazı geleneğinden etkilenmiş Sri Lankalı Shehan Karunatilaka’nın mizahı, beş çayında kibar kibar konuşur gibi bir mizah değil. Konforsuz, gündelik ve işe yarar bir mizah. Sıcaktan kavrulan asfaltta üzerinize bir kova buzlu su boca eden bir mizah. Serinliği uzun sürmediğinden, kendini hep yenilemek zorunda. Shehan Karunatilaka işte bu yüzden elinde hep dolu bir kovayla geziyor. 

Üstelik kovanın içine her zaman su doldurmuyor.

yeni bir coğrafya

Fotoğraf: Dominic Samsoni

Az bilinen bir coğrafyada geçen romanlar, hele de iyi romanlarsa, insana benzersiz bir haz veriyor. Geçen yılın ilk günlerinde Sri Lankalı yazar Shehan Karunatilaka’nın ‘Chinaman’ini okumuştum. Bu sene de Booker kazanan ‘Seven Moons of Maali Almeida’sını okuyorum. İlki fişek gibi bir kitaptı; çok beğenmiştim; bu yenisi de iyi. 

İkisi hakkında da söylenecek çok şey var. İlkin, siyasi ve kültürel coğrafya… Karunatilaka, dev Hindistan’ın güney ucunda bir su damlası gibi duran ülkesini tüm unsurlarıyla edebi haritaya da yerleştirmiş. Ülkedeki Sinhala ve Tamil etnik gruplarının bitmek bilmez çatışmaları, Batılıların ve büyük komşu Hindistan’ın dahli, kokuşmuş politikacılar ve ayakta kalabilmek için hep kurnaz çözümlerle yaşamak zorunda kalan vatandaşlar… Karunatilaka, bu çelişkili ülkenin bir yazar için ürettiği imkânları elini hiç korkak alıştırmadan, cesur bir dille kullanıyor. Biz de okur olarak hem yeni bir dünyaya adım atıyoruz, hem de iyi bir yazarla tanışıyoruz. 

Bu notlar, Karunatilaka için bir giriş olsun…