Samanta Schweblin ve Kentukiler’e dair burada bir yazı daha yazacaktım ama okudukça işler büyüdü; bu Pazar için Gazete Duvar’a yazdım. İleride buraya da alırım.
Romandan çok güzel bir soru:
Alina, kentuki ‘olma’nın daha yoğun bir durum olduğunu geçirdi içinden. Herhangi bir kullanıcı açısından internet ağlarında tamamen anonim olmak azami özgürlük anlamına geldiğine göre -aynı zamanda imkânsız bir istekti bu- başka birinin hayatında anonim olmak acaba nasıl bir duyguydu? (Çeviri: Saliha Nilüfer)
İlk defa okuduğum bir yazar. Arjantinli Samanta Schweblin. Bir başka kitabı, Kurtarma Mesafesi çok övülmüştü ama ben arkadaşımın kitaplığında Kentukiler’e rastladım. O da henüz okumamıştı, o yüzden tavsiye edecek durumda değildi ama bana itiraz edebilecek durumda da değildi. Kentukiler’e el koydum.
Bu blogda, bir kitabı henüz okurken de yazıyorum. Kitabın üstüne düşünmek, yazarak düşünmek için yazıyorum. 200 küsur sayfalık Kentukiler’i yarıladım sayılır. İlk notum şu: Schweblin sahiden iyi yazar.
Bir defa, kitabında bir buluş var. Kitaba ismini veren “Kentukiler”, teknokapitalizmin rüyalarını süsleyebilecek (hatta birgün gerçek de olabilecek) bir buluş. Birileri evlerine pelüş hayvan boyutlarında ama tekerlekli, içlerinde birer kamera olan ve internet üzerinden bilgisayara bağlanan oyuncaklar alıyor; birileri de bu oyuncakları kendi evinden yönetmeye talip oluyor. Bir piyango. Arjantin’de evinde oturan yaşlı bir kadın, Almanya’daki bir genç kızın evinin içinde bir pelüş oyuncak olarak dolaşabiliyor; onun hayatına ortak olabiliyor. Sistem bu ikilileri birbirine rastgele eşliyor. Binlerce milyonlarca kombinasyon… Birbirine dolanan hayatlar. Schweblin sessiz sedasız büyük bir buluş yapmış. Paralel evrende bugün de yaşanabilecek bir billimkurguya imza atmış. Yaşamlarımıza o kadar yakın ki, bilimkurgu da değil, muhtemel bir kurgu. Kurguların içinde bir kurgu. Bugünün kurgusu.
İkincisi, daha önemli. İyi de yazıyor Schweblin. Hikâyesini düğüm düğüm, sayfa sayfa ve gayet ekonomik biçimde geliştiriyor. Buluştan da önemli.
Kentukiler’e sonra yine devam ederiz…
PS. Çeviri Saliha Nilüfer’in. Çok da temiz bir çeviri kanımca.