
bir dostla karşılaşmak



Michael Chabon‘un The Yiddish Policemen’s Union isimli kitabından daha geçen bahsetmiştim. Bitimsiz bir kış ortamında, Alaska’da, aylar süren karanlıkta geçen bir dedektiflik hikâyesi…. HBO dizisi True Dedective‘in Night Country [Gece Ülkesi] isimli yeni sezonu da Alaska kışında geçiyor. Karanlıkta bir dedektiflik hikâyesi… Yiddish Policemen’s Union, zamanında Coen kardeşler tarafından filme alınacakmış ama nedense vazgeçmişler; çekselerdi True Dedective’le benzer bir atmosferde geçecekti.
Bu arada dizinin ilk bölümünü seyrettim, pek beğendim.


Neil Gaiman, Shehan Karunatilaka okumuş mudur acaba? Booker ödüllü Seven Moons of Maali Almeida’yı [Maali Almeida’nın Yedi Ay Dönümü] okurken, aklıma sık sık Gaiman’ın kitapları düşüyor. En başta da Neverwhere [Yokyer]. Kitabın daha ilk sayfasına müteveffa olarak başlayan Maali Almeida’nın macerası bir tür arafta geçiyor. Savaşların, çatışmaların ve ülkesi Sri Lanka’da yaşanan bilimum sertliğin fotoğrafçısı Maali Almeida, kendini “ölmüş” ve arafta, “ışığa ulaşmak” için sırasını beklerken buluyor. Ama ışığa doğru gitmek yerine kim olduğunu bilmediği katillerinin peşine düşüyor.
Karunatilaka’nın Gaiman’la benzerliği, kurguladığı arafta… Türlü ruhlar, ifritler, iyiler, kötüler, ilginç ve biraz da grafik ayrıntılarla dolu bir ara bölge, bir tür yok ülke. Ama Karunatilaka’nın Gaiman’la ayrıldığı ve bence kendine edebiyatta özgün bir yol açtığı nokta da yine aynı araf. Fantastik edebiyatta bu tip “coğrafyalar”, yaşadığımız, bildiğimiz dünyaya bir miktar benzese de genellikle güncel dışı, zamansız meseleler üzerinden işlenir. Karunatilaka’nın arafında, dünyanın tüm günahları kol geziyor. Savaşlar, terör, işkence, siyasi cinayetler, ne ararsan… Sri Lanka bize çok uzak ama beyaz Torosların, PKK’nın, Hrant Dink’in katlinin işlendiği bir fantastik roman canlandırın kafanızda. Seven Moons of Maali Almeida işte o kitap. Üstelik iyi yazılmış bir kitap.
Gaiman’ın Karunatilaka’yı okuyup okumadığını bilmiyorum. Ama Karunatilaka, tahmin ettiğim üzere, Gaiman’dan pek etkilenmiş. Özellikle de (benim okumadığım) Sandman serisinden… “Bu kitabın harcında Sandman de var” demiş.
“Harç” listesinde ayrıca şunlar da var… Bir yandan çok güzel bir okuma listesi olduğu için buraya da alıyorum. (Bu listeden Saunders’ın Arafta’sını öncelikle okumak istiyorum, fırsat bulduğumda)




Yaz geldiğinde hem tatil hem de kitap listesi yapma aşkımız depreşiyor. Bana kalırsa, kışın daha çok okuyoruz. Bu işin yazı kışı olmaz ya, bu yeni blogun şerefine, kendi okuduklarım arasından bir kış kitapları kare ası yapayım. Ay Sarayı henüz okunuyor mu bilemiyorum ama siz de katılırsanız, bunu ufaktan ufaktan bir listeye de çeviririz.
Kar – Orhan Pamuk
Şimdi düşünüyorum da, kışı seven bir yazar Orhan Pamuk. Benim Adım Kırmızı, karlı buzlu bir İstanbul’da geçiyordu. Kara Kitap’ta bitimsiz soğuk rüzgârlar eser. Kafamda Bir Tuhaflık zaten bir bozacının romanı. Ama kış dendi mi Kar bambaşkadır. Bir romancılık formülü olarak, “bir şehre bir yabancı gelir”in mükemmel örneğidir Kar. Karanlık cinayetler işlenirken Kars’ın karlı sokaklarını arşınlayan şair Ka… Mırıl mırıl bir kış tekerlemesi…
Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu – Italo Calvino
En güzel kitap isimleri listesi yapsak, bu kitap ona da girebilir. Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu içinde pek öyle kar kış olmayan bir okuma serüvenidir. İlginçtir, belki yazılmış olmaktan çok okunmuş olmayla ilgilidir. Yıllar önce okuduğumda “bu ne yahu” dediğimi hatırlıyorum. Yine okusam yine “bu ne yahu” derim muhakkak. Dedirtir Calvino. Kar yağmayan bir kitabı, sırf isminin sonsuz esininden böyle listelere de seçtirir. (Calvino’nun Marcovaldo’sunun içinde çok karlı, enfes bir bölüm vardır, buz gibi soğuklar için müracat oraya).
Şato – Franz Kafka
Orhan Pamuk’un şair Ka’sının Kars’a varışı elbette bir tesadüf değildir; Pamuk’un Kar’ıyla Kafka’nın Şato’su iç içe geçmiş, aynı melankoliden ve meteorolojiden beslenmiş iki farklı kar kristalidir. Ama tabii edebiyatta birçok olaydan ve isimden önce (bu arada bence Dava’dan ve Dönüşüm’den de önce) Şato gelir. Kafka’nın kadastro memuru K.’sı bu romanda neden karlara saplanır; neden zihnine yığılmış karları bir türlü küreyemez, neden şatoya ulaşamaz? Ve bence kitabın en temel sorusu: İki insan neden birbirini bir türlü mükemmelen anlayamaz? Bitmemiş roman Şato, bu bitmemişliğiyle de çok büyük bir roman. Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu’ya yaptığımız gibi, “en esin veren romanlar” listesi yapsak adını başlara yazacağımız roman. Bir yandan da evet, kış romanı…
The Yiddish Policemen’s Union – Michael Chabon
Chabon’un bu kitabı bildiğim kadarıyla Türkçe’de yok. Nedenini de bilmiyorum, halbuki çok ilginç bir kitap. Bir alternatif evren kitabı. Bu evrende bildiğimizden farklı bir tarih ve tahayyülü alt üst eden bir coğrafya var. Chabon’un kurgusunda İkinci Dünya Savaşı’nda Alaska’da geçici olarak kurulan Yahudi yerleşimi, kalıcı hale geliyor. Bu alternatif evren, en azından coğrafi açıdan zamanında ABD’de Slattery Raporu adı altında ciddi olarak düşünülmüş ama hayata geçmemiş. Bunlar işin tarihi ayrıntıları. Bu liste açısından bilmemiz gereken ise romandaki alkolik cinayet masası dedektifi Meyer Landsman’ın üzerine sürekli kar yağması. The Yiddish Policemen’s Union, Ortadoğu’yu Alaska’ya taşıyan, bembeyaz bir roman.
Bu yazıyı sevdiysen, şunlar da ilgini çekebilir:
İskenderiyeli yaşlı, bilge bir Yunanlı, bir zamanlar bana şu sırrı vermişti: ‘Yunanlılar herkese her zaman bir içki ısmarlayabilir, ama karnın aç ve meteliksizsen, asla sana yemek ikram etmezler – mahcup etmemek için.’
Byron Ayanoğlu – İstiridye Üstü Girit (Çeviri: Taciser Ulaş Belge)